
Beşiktaş, Trabzonspor'a 2-0 mağlup oldu: Futbolun paradoksu
🗓20 Ekim 2026 13:00futbol
Beşiktaş, Trendyol Süper Lig’in 8. haftasında Trabzonspor'a konuk oldu ve 2-0 mağlup oldu. Bu sonuç, Beşiktaş'ın deplasman karnesinin zayıf olduğunu bir kez daha gösterdi.
Beşiktaş, Trendyol Süper Lig’in 8inci haftasında, deplasmanda Trabzonspor’a konuk oldu. Bu sezon sadece Fenerbahçe deplasmanından puanla dönen Beşiktaş’ın, Alanya ve Diyarbakır karşılaşmalarından hareketle, ligde deplasman karnesinin zayıf olduğunu biliyoruz. Trabzon deplasmanı da üç ihtimalli görünen bir karşılaşma ve Siyah-Beyazlılar adına kritik bir virajdı. Beşiktaş Trabzon’dan 2-0 mağlubiyetle döndü. Sekiz haftada üç deplasman mağlubiyeti. Tabii ki Beşiktaş’ın böylesine kritik bir eşikte Trabzonspor karşısında 2-0 kaybetmesi insanın canını sıkıyor. Çünkü dün akşam, karşılaşmanın genelinde iyi işler yapan, topa sahip olan, oyunu rakip sahaya yıkan bir Beşiktaş vardı. Ama girdiği pek çok pozisyona rağmen gol bir türlü gelmedi. Bu da bize bir kez daha şunu gösterdi ki, topu istediğin kadar ayağında tut, gol atamıyorsan bir anlamı kalmıyor. Futbolun paradoksu da burada yatıyor bence. Top sende olabilir ama oyun rakibin istediği şekilde oynanıyor olabilir de. Öyle de oldu. Beşiktaş topla oynarken, Trabzon alan buldu ve iki gol attı, üç puanı aldı. Benim bu maçtan çıkardığım en önemli sonuç şu ki, topa sahip olmak, iyi futbol oynandığı anlamına gelmiyor, o topa sahip olurken, rakibe ne yaptırmadığınız da çok önemli. Yani futbol denen oyun biraz da rakibe ne yaptırmadığınızla ilgili. Modern futbolda alanın, toptan daha değerli olduğuna dün akşam Trabzon’da bir kez daha tanıklık ettik. Yani topu değil, alanı yönetebilen takım maçı götürüyor. Beşiktaş daha çok topa sahip oldu, pas yaptı, oyunu kurmaya çalıştı. Sahada üstün görünen taraf oldu ama bu üstünlüğünü skora yansıtamadı. Trabzon’un savunma düzenini bozmakta yeterince etkili olamadı. Trabzon da Beşiktaş'ın topa sahip olduğu bölümlerde savunmasını korumasını bildi. Beşiktaş’ta görmeye alıştığımız o savunma arkasına etkili koşuları yapamadı, boşluklar bulamadı ve ceza sahasında çoğalamadı. Trabzonspor kalecisi Andre Onana da günündeydi. Bir de oyuncu değişiklikleri var tabii. Ben de maçı izleyen pek çok kişi gibi Vincenzo Italiano'nun oyuncu değişikliklerinde geç kaldığını düşünüyorum. Maçın gidişatını değiştirecek hamleleri daha erken yapabilirdi. Oh ve İlhan daha erken girebilirdi. Yayında da söylediğim gibi oyuncu değişikliği, maçın geometrisini değiştirmektir. Italiano’nun, Beşiktaş'ın hücumları sonuç vermiyorsa bunları görüp oyuna müdahale etmesi, aynı oyunda ve oyuncuda ısrar etmek yerine yeni bir yol bulması, yeni bir hamle yapması gerekiyordu. Bu maçta o hamleleri zamanında göremedik. Geç kaldı. Bu sabah Sevgili Tuğba Hacıbayramoğlu’nun yayınını izledim. Tuğba’nın da dediği gibi, ‘Italiano bu maçta dersine iyi çalışmamış.’ Diğer yandan hakem Cihan Aydın'ın yönetimi de tartışmanın dışında tutamayız. Daha ilk saniyelerde Vlahovic’in pozisyonunda çaldığı düdükle, kararların nasıl bir standartta verileceğinin, maçın nasıl bir seyirde ilerleyeceğinin sinyallerini verdi zaten. Maç boyunca da pozisyonları iyi süzemedi ve kritik anlarda çaldığı düdüklerle Beşiktaş ataklarını kesmeyi başardı. Bunu da hiç çaktırmadan, tartışmaya meydan vermeden yaptı. Bu maçı da ders niteliğinde değerlendirmemiz gerekirse, Beşiktaş'ın ‘deplasman kabusu’nu aşabilmesi için kendi eksiklerine de bakması şart. Beşiktaş'ın ihtiyacı daha fazla top değil, daha fazla sonuç.
Kaynak: fotospor.com










